Fizyoterapi Deyip Geçme
İş
koşullarının ürettiği pek çok hastalık, egzersiz alışkanlığı ve koruyucu
eğitimle önlenebilir. Fiziksel fonksiyonlar kişiye göre değiştiği için paket
programların yarardan çok zararları var
Fizyoterapistlik mesleği, önleme, tedavi ve rehabilitasyon işlemleri içinde
hareket potansiyelinin tanımlanması ve yaşam kalitesinin maksimum düzeye
çıkarılması ile ilgilidir. Fizyoterapist, hareket, kuvvet, koordinasyon ve
enduransı artırarak kas iskelet sistemi fonksiyonlarını geliştirmek, hareket
yetersizliklerini azaltmak, fiziksel
uyumu sağlamak amacı ile egzersiz, ısı, ışık hidroterapi, elektroterapi,
manipülasyon gibi değişik fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarını
uygular. Fiziksel fonksiyonları ve günlük yaşam aktivitelerindeki
bağımsızlık seviyesini, ağrıyı değerlendirerek fizyoterapi programını
planlayıp uygular.
Endüstri
kökenli rahatsızlıklar
Egzersiz, fizyoterapistlerin en sık kullandığı yöntemlerin başında gelir ve
diz sakatlanması geçiren bir futbolcuya uygulananlardan beyin felci geçirmiş
bir kişinin ellerini kullanabilmesi için öğretilen özel egzersizlere kadar
değişiklik gösterir. Endüstriyel yaşam koşulları nedeniyle oluşan
hareketsizlikten kaynaklanan pek çok hastalığı egzersiz alışkanlıkları
kazandırarak, koruyucu eğitim vererek önlemek mümkündür.
Fizyoterapistler tedavi edici rehabilitasyon hizmetlerinin yanında, kas
iskelet sistemi hastalıklarını önleyici, fiziksel uygunluk, bel ve boyun
sağlığını koruma ev ve işyerlerinin ergonomik düzenlenmesi gibi konuları
kapsayan koruyucu fizyoterapi programları uygulamaktadırlar.
Günümüzde egzersiz ve pek çok alternatif tedavi bilinçsizce kullanılmakta ve
kişilere yarar yanında sayısız zarar vermektedir. Kişiye göre farklılık
gösteren fiziksel fonksiyonlar değerlendirilmeden paket programlar şeklinde
yaptırılan egzersiz ve fitness çalışmaları kas, eklem ve bağların
zorlanmasına yol açmaktadır. Masaj, yoga ve bazı yöntemler amaçlarından
saptırılarak ticari amaçla kullanılmaktadır. Ülkemizde fizik tedavi ve
rehabilitasyon yüksekokullarından mezun olan fizyoterapistler, bu konularda
yükseköğrenim gören ve daha çok yararlanılması gereken meslek mensuplarıdır.
Hareketlilik ve fonksiyonel becerilerin kazandırılması ve devam
ettirilmesinde önemli rolü olan fizyoterapistler, mesleklerinin ülkemizdeki
43 yıllık geçmişlerine karşılık meslek kanunlarının olmayışı nedeniyle büyük
mağduriyet yaşamaktadırlar. Fizyoterapistler mesleklerine özgü bilgi ve
becerileri dört yıllık yükseköğrenimle kazanırlar, rehabilitasyon
yaklaşımlarını hastalar, tıp ve diğer sağlık görevlileri ile etkileşim
içinde gerçekleştirirler. Fizyoterapistlerin her meslek gibi ahlaki
ilkelerinin doğrultusunda kendini denetleme ve toplumun gereksinimlerine
göre yönlendirebilme haklarının olması doğal bir gereksinimdir.
Ülkemizde fizyoterapistlik mesleğinin gelişimi engellenmekte ve bir başka
mesleğin tek bir uzmanlık alanının kontrolü altında tutulmaya
çalışılmaktadır. Fizyoterapistlerin istedikleri hekim rolü oynamak veya tümü
ile hekimlerden bağımsız çalışmak değildir. Tersine tüm hekimlerle etkileşim
içinde çalışabilmektir. Bugün gelişmiş ülkelerin hepsinde mesleki bilgi ve
yeterlilik sınırları içinde bulunan bir fizyoterapist, kendi mesleği olan
fizyoterapi uygulamasında, bakım ve önlem yaklaşımlarında ve sağlık gelişimi
konusunda başka mesleklerin alanına girmeksizin mesleki yargılarını
kullanabilmektedir.
Gelişmiş
ülkelerde durum
Gelişmiş ülkelerin hemen hepsinde, yükseköğrenimle kazanılmış mesleklerin
davranışları kendi yükümlülükleri altında olup, meslek davranışları diğer
meslek mensupları tarafından baskılanıp kontrol edilmemektedir. Ülkemizde
fizyoterapi mesleğinin eğitim standartları bugün ABD, Kanada ve AB
ülkelerindeki eğitim ile yarışır durumdadır. Özellikle mezuniyet sonrası,
bilim uzmanlığı ve doktora programları pek çok AB'ye üye ülkeden daha
ileridedir ve bu durum uluslar arası toplantılarda Dünya Fizyoterapistler
Konfederasyonu tarafından kabul edilmiştir. Fizyoterapistler lise sonrası
hayli yüksek sayısal puanla (368.712) fizik tedavi ve rehabilitasyon
yüksekokullarına girerler. Uzun ve zorlu bir eğitimle mesleki bilgi ve
becerilerini kazanırlar. Eğitime harcanan emek ve para, mesleğin daha
verimli ve kolay ulaşılabilir olmasını gerektirir. Yine fizyoterapistin
yüksek standartlarda hizmet sunabilmesi hareket sistemindeki hastalığın
teşhisini koyan, cerrahi veya tıbbi tedavisini gerçekleştiren herhangi bir
uzman hekimden doğrudan hasta alabilmelerine bağlıdır.
Eğitime
denk yetki
Dünyanın her yerinde çağdaş sağlık hizmetlerinin uygulama biçimi, maliyet
analizleri, eğitime denk yetki donanımı fizyoterapistlerin herhangi bir
uzman hekimden doğrudan hasta alabilmesini zorunlu kılmıştır. Türkiye'ye
özgü bir yaklaşım ve rant korkusu ile fizyoterapistler fiziksel tıp uzmanı
hekimlerle teknisyen gibi çalışmaya zorlanmaktadır. Hareket ve fonksiyona
yönelik ölçme, değerlendirme ve fizyoterapi programını planlama yetkileri bu
konulardaki tüm bilgileri yok sayılarak engellenmektedir. Uygulayacakları
ısı, ışık, hidroterapi, egzersiz, mobilizasyon cihazlama gibi pek çok
yaklaşımdaki süreler ve uygulama şekli yazılı olarak ellerine verilerek
denetim altında tutulmaktadırlar. Haklı gerekçesi olmayan bu yaklaşım,
'hastaya zarar verilmesini önlemek' veya 'yasal boşluk nedeniyle denetim
zorunluluğu' gibi gerekçelerle açıklanmaya çalışılır.
Fizyoterapistler, fiziksel fonksiyonları geliştirici uygulamalar yaparken,
kişiden kişiye farklılık gösteren fizyolojik ve fiziksel cevapları anında
değerlendirerek yaklaşımları değiştirirler. Tedavinin merkezinde daima
hastanın kendisi olmalı, uygulama yapılan vücut bölgesi kadar kişinin yaşam
rolleri gereği tercihleri doğrultusunda bizzat tedaviyi uygulayan
fizyoterapist ve hastanın sürekli oluşturacakları etkileşim büyük ölçüde
tedaviyi yönlendirmelidir. Hastaya zarar vermeme açıklamasının anlamsızlığı,
yalnızca uygulayıcı olarak kabul edilen fizyoterapistlerin günlerce hasta
ile yalnız çalıştığı gerçeği dikkate alındığında, tedavi programının
detaylarının yazıldığı bir kâğıt parçasının hastayı koruyamayacağı kolayca
anlaşılabilir. Diğer yandan, fizyoterapistlerin fizik tedavi uzman hekimleri
dışında hiçbir hekimle doğrudan çalışamayacağı iddiasını günümüzün çağdaş
mesleklerini kapsamayan, yıllardır güncelleştirilememiş kanunlarla açıklamak
mümkün olmadığı gibi gelişmiş ülkelerdeki uygulamaları tamamen görmezlikten
gelmektir. Sağlık Bakanlığı, AB ülkelerinde fizyoterapistlerin hangi
hekimlerle çalışabildikleri sorusunu araştırdığında gelen cevapların tamamı
bu ülkelerde fizyoterapistlerin farklı hekimlerden doğrudan hasta kabul
edebildiklerini açıkça göstermiştir.
107
yıllık geçmiş
Fizyoterapistlik, yaklaşık 107 yıldır gelişimini sürdüren özerk bir meslek
olarak sağlık alanında yerini almıştır. Dünyadaki meslektaşlarımız bu
haklarını kötüye kullanmayıp sürekli artırdıklarına göre eşdeğer eğitim alan
Türk fizyoterapistlerine aynı haklar çok görülmemeli. AB'ye üye olmayı
hedefleyen ülkemizde, bilgi ve beceri israfını önlemek, binlerce meslek
mensubunu tatminsiz ve mutsuz çalışmaya terk etmemek, yurtdışındaki
olanaklar nedeniyle beyin gücünü durdurmak, fizyoterapistlerin kendilerine
özgü bilgi ve becerilerini daha ekonomik ve kısa yoldan verimli şekilde
kişilere ulaştırabilmek için fizyoterapistlerin tüm hekimlerle
çalışabilmelerine olanak verecek şekilde meslek kanunlarının bir an önce
çıkarılması şarttır. Meslek kanunu çıkarılarak yasal güvence sağlanamadığı
için, yürürlükteki yönetmelikleri değiştirme ve çağdaş uygulamalar yapan
kurumları mahkemelere başvurma yoluyla durdurma çabaları ile
fizyoterapistlik mesleği mevcut hakları da elinden alınarak çağ dışına
itilmeye çalışılmaktadır.
Prof. Dr. Hülya Kayıhan: Fizyoterapist, Hacettepe Üniversitesi Fizik
Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu Müdürü
Radikal
16/12/2003
www.radikal.com.tr