Radyasyonun Dünü Bugünü
Bir asır önce bulunan radyoaktivite insan yaşamına o devirlerde epey
kontrolsüz bir şekilde girmişti. Bulunuşundan kısa bir süre sonra tıpta ve
endüstride kullanılmaya başlanan radyumun etkileri kısa süre sonra ortaya
çıkmaya başladı. İlk olarak saat kadranlarına radyum süren işçi kızlarda
böbrek sorunları ortaya çıktı, dişleri döküldü ve bir çoğu genç yaşta
bilinmeyen nedenlerle öldüler. Daha sonraları bunun nedeninin akrep,
yelkovan ve sayılar üzerine radyumlu boyayı sürebilmek için fırçaları
dudakları ile ıslatıp düzeltmeleri olduğu bulundu. Ağız yolu ile alınan
radyoaktif madde sindirim sisteminden kana geçmekte, oradan da kemiklere
yerleşip kansere neden olmaktadır Radyumlu boya kullanan işçilerin yanı sıra
birçok kişi isteyerek veya doktor önerisi ile radyum veya radyumlu ilaçlar
almışlardır. Bunun en ilginç, öğretici ve acıklı örneği belki de Eben M.
Byers'dir.
Yale mezunu, zengin, yakışıklı ve sportmen Byers, 1927 yılında yataktan
düşme sonucu omuzunda ortaya çıkan bir ağrının geçmemesi üzerine,
Pittsburgh'lu Charles Ointon Moyer adlı bir doktor tarafından önerilen
Radithor adlı ilacı almaya başladı. Bu İlaç New Jersey'deki Bailey Radyum
Laboratuvarında imal ediliyordu. Byers 1927 yılının Aralık ayından başlamak
üzere günde birkaç şişe Radithor içerek dört yıl içinde 1000 İle 1500 şişe
tüketti. Bu süre içinde yaklaşık binlerce röntgen fil¬mi çektirmiş ve bir
kezde alınabilecek ölümcül dozun üç mislinden fazlası kadar doz almış oldu.
Byers, Radithor'dan çok memnun kaldığını, gençleştiğini ve enerji dolduğunu
birçok arkadaşına anlatmış, hatta yakın arkadaşlarına, sosyete güzellerine
hediye şişeler verdiği gibi. pahalı yarış atlarına da bu ilaçtan içirmişti.
1930 yılında Byers'in üst çene kemiği geçirdiği birkaç ameliyat sonucu
alınmış, atletik yapılı bu adamın kemikleri kibrit çöpü gibi kırılmaya
başlamıştı. Aşırı kilo kaybı ile kırk kiloya düşmüş ve sonunda tanınmayacak
bir halde 1931 yılında ölmüştü. Byers'im otopsisinde kemiklerinin eridiği ve
radyum kullanan saat boya işçilerinkine benzer bir görünümü olduğu
belirlenip ölüm nedeni radyum zehirlenmesi olarak saptanmıştı. Karanlık bir
odada bir film üzerine konulan kemikleri, filmi etkileyecek ve resimlerini
çıkartacak kadar aktifti.
Asrın başında radyum tedavide sık kullanılmaktaydı. Doğal maddelerden az
miktarın vücuda verilmesi, güneş ışığı ve biraz sporun her hastalığa iyi
geleceği düşünülüyordu. Avrupa'daki birçok kaplıca, radyoaktif suları
olduğunu ilan ediyor ve insanlar akın akın şifa bulmaya bu kaplıcalara
gidiyordu. Radyumlu ilaçlar kapışılıyordu. Radithor'un eski boş şişelerinin
bugün bile tehlikeli düzeyde radyoaktif olduğu ölçülmüştür,
Radithor'un yapımcısı Boston'lu bir dolandırıcı¬dır. Harvard
Ünıversltesi'nden ayrılmış fakat kendisini Harvard mezunu ve Viyana
Üniversitesi'nden doktoralı olarak tanıtan bu kişi, biraz kovboy
filmlerindeki gezici eczacılara benzemektedir. Bailey seksüel uyarıcılar ve
afrodizyaklarla çok ilgilenmiş ve iktidarsızlık için Haç patentleri
almıştır. O devirlerde doğada bulunan maddelerden yapılanların ilaç
sayılmaması nedeni ile tıbbi denetim dışında imalat ve satış yapabilmiştir.
1920'lerde New York kentinde kurduğu Radyum Kimyagerleri firması, Dax adlı
Öksürük. Clax adlı grip ve Arium adlı yavaş metabolizmalar için radyoaktif
ilaçlarını piyasaya sürmüş ve hatırı sayılır bir servet sahibi olmuştu
Bailey, bu konularda yalnız değildi. Amerikan Endokrin laboratuarı tiroid
bezini canlandıracak, radyoendekranatör adım verdiği altın kaplanmış radyum
içeren boyun askıları imal edip, bunları 1000 dolara, daha sonra da
piyasanın doyması üzerine 150 dolara satmıştı.
Baliey. 1925 yılında kurduğu şirketle Radithor'u kapı komşusu Amerikan
Radyum Laboratu¬varı'ndan toptan satın alıp, arı suda çözüp şişele¬yerek
%500 kar ile piyasaya sürdü. İlacı reçetelerine yazan doktorlara %17 gibi
bir komisyon vermeyi de ihmal etmedi. 1925 ile 1930 arasında 15 gramlık 400
000 şişe satarak bir servet sahibi oldu, Byers'in ölümü ile yasaklanan
ilaçlar yerine, bu kez de Boray adını verdiği "minyatür güneş" olarak
tanımladığı radyoaktif kağıt ağırlığı, Adrenoray adlı radyoaktif pantolon
kemeri tokası ve Thoronator adını verdiği yemden doldurulabilir ev veya
işyeri için radyoaktif kaplıca suyu üreteci imal edip sattı. Daha sonra
savaşa katıldı ve icatları orduda kullanıldı. Bir süre iBM'de çalışan Bailey.
1949 yılında 64 yaşında kanserden ölene dek radyasyo¬nun zararlı olmadığına
inandı. Öldüğünde geriye 4000 dolarlık bir miras bıraktı.
Bir asır önce ortaya çıkan radyum ve sarunlarına yarım asır önce çözümler
bulunmuş ve toplum radyasyona karsı güven altına alınmıştır. Bugün, bu tür
uygulamalara rastlamak olanak dışıdır. İlk kez 1925 yılında Birinci
Uluslararası Radyoloji Kongresi toplanmış ve Radyasyon Birimleri ve
Ölçümleri Komitesi oluşturulmuştur. Bu komite radyasyon birimlerini
incelemekle görevlendirilmiştir.
1928'de ikinci kez toplanan Kongrede Uluslararası Radyolojik Korunma Komisyonu
(IRPC) doğmuştur. 1929 yılında ABD'de x-ışınları ve Radyum Korunması Danışma
Komitesi kurulmuştur. 1934 yılında radyasyon standartları kabul edilmiş ve
1946 yılında ABD'de Radyasyon Korunması ve Ölçüm Ulusal Komitesi (NCRP)
kurulmuştur. 1955 yılında ABD'de Atomik Işımaların Biyolojik Etkileri
Komitesi (BEAR) ve Birleşmiş Milletlerde Atomik Işınların Etkileri Bilimsel
Komitesi (UNS-CEAR) ve Sağlık Fiziği Cemiyeti kurulmuştur. 1957 yılında ABD
Atom Enerjisi Komisyonu Radyasyon Korunma standartlarını (10CFR20)
yayınlamış. İki yıl sonra da Federal Radyasyon Konseyi (FRC) kurulmuştur.
1964 yılında Sağlık Fiziği Cemiyetleri Uluslararası Radyasyon Korunma
Birliği kuruldu. 1970 yılında ABD'de Çevre Bakanlığı FRC'nin görevlerini
yüklenmiş ve Ulusal Bilimler Akademisi ve Ulusal Araştırma Konseyi ortaklaşa
İyonlaştırıcı Işınımın Biyolojik Etkileri Komitesi (BE-IR) kurdular.
Sürekli çalışan bu topluluklar, toplum için tehlikeli olmayacak radyasyon
dozları için standartlar ve sınırlamalar getirdiler. 1934 yılında günde 0.1
R (Röntgeni ve haftalık ortalama 0.5 R olan tüm vücut dozu 1949'da 0.3 rem'e
ve 1958'de 0.1 rem'e indirildi. Yıllık alınabilecek doz ise N kişinin yaşı
olarak 5IN-18 ) rem olarak belirlendi. Halk için yıllık müsaade edilebilen
doz ise. 170 mrem olarak saplandı Bugün, iyonlaştırıcı ışınım ile çalışan
kişilerin gerçekte aldıkları dozların müsaade edilebilen dozların kesirleri
olduğu rahatlıkla söylenebilir, 1 mrem doz alan bir kişinin aldığı risk. bir
sigaradan üç nefes çekmek veya sokağı üç kez karşıdan karşıya geçmekte
aldığı risk kadardır.
Osman Kemal Kadiroğlu
PM. Dr, HÜ. Nükleer Enerjisi Mühendisliği Bölümü