Radyasyon

24/04/08

Giriş

 

Radyasyonun Dünü Bugünü

 


Bir asır önce bulunan radyoaktivite insan yaşamına o devirlerde epey kontrolsüz bir şekilde girmişti. Bulunuşundan kısa bir süre sonra tıpta ve endüstride kullanılmaya başlanan radyumun etkileri kısa süre sonra ortaya çıkmaya başladı. İlk olarak saat kadranlarına radyum süren işçi kızlarda böbrek sorunları ortaya çıktı, dişleri döküldü ve bir çoğu genç yaşta bilinmeyen nedenlerle öldüler. Daha sonraları bunun nedeninin akrep, yelkovan ve sayılar üzerine radyumlu boyayı sürebilmek için fırçaları dudakları ile ıslatıp düzeltmeleri olduğu bulundu. Ağız yolu ile alınan radyoaktif madde sindirim sisteminden kana geçmekte, oradan da kemiklere yerleşip kansere neden olmaktadır Radyumlu boya kullanan işçilerin yanı sıra birçok kişi isteyerek veya doktor önerisi ile radyum veya radyumlu ilaçlar almışlardır. Bunun en ilginç, öğretici ve acıklı örneği belki de Eben M. Byers'dir.


Yale mezunu, zengin, yakışıklı ve sportmen Byers, 1927 yılında yataktan düşme sonucu omuzunda ortaya çıkan bir ağrının geçmemesi üzerine, Pittsburgh'lu Charles Ointon Moyer adlı bir doktor tarafından önerilen Radithor adlı ilacı almaya başladı. Bu İlaç New Jersey'deki Bailey Radyum Laboratuvarında imal ediliyordu. Byers 1927 yılının Aralık ayından başlamak üzere günde birkaç şişe Radithor içerek dört yıl içinde 1000 İle 1500 şişe tüketti. Bu süre içinde yaklaşık binlerce röntgen fil¬mi çektirmiş ve bir kezde alınabilecek ölümcül dozun üç mislinden fazlası kadar doz almış oldu.


Byers, Radithor'dan çok memnun kaldığını, gençleştiğini ve enerji dolduğunu birçok arkadaşına anlatmış, hatta yakın arkadaşlarına, sosyete güzellerine hediye şişeler verdiği gibi. pahalı yarış atlarına da bu ilaçtan içirmişti. 1930 yılında Byers'in üst çene kemiği geçirdiği birkaç ameliyat sonucu alınmış, atletik yapılı bu adamın kemikleri kibrit çöpü gibi kırılmaya başlamıştı. Aşırı kilo kaybı ile kırk kiloya düşmüş ve sonunda tanınmayacak bir halde 1931 yılında ölmüştü. Byers'im otopsisinde kemiklerinin eridiği ve radyum kullanan saat boya işçilerinkine benzer bir görünümü olduğu belirlenip ölüm nedeni radyum zehirlenmesi olarak saptanmıştı. Karanlık bir odada bir film üzerine konulan kemikleri, filmi etkileyecek ve resimlerini çıkartacak kadar aktifti.
Asrın başında radyum tedavide sık kullanılmaktaydı. Doğal maddelerden az miktarın vücuda verilmesi, güneş ışığı ve biraz sporun her hastalığa iyi geleceği düşünülüyordu. Avrupa'daki birçok kaplıca, radyoaktif suları olduğunu ilan ediyor ve insanlar akın akın şifa bulmaya bu kaplıcalara gidiyordu. Radyumlu ilaçlar kapışılıyordu. Radithor'un eski boş şişelerinin bugün bile tehlikeli düzeyde radyoaktif olduğu ölçülmüştür,


Radithor'un yapımcısı Boston'lu bir dolandırıcı¬dır. Harvard Ünıversltesi'nden ayrılmış fakat kendisini Harvard mezunu ve Viyana Üniversitesi'nden doktoralı olarak tanıtan bu kişi, biraz kovboy filmlerindeki gezici eczacılara benzemektedir. Bailey seksüel uyarıcılar ve afrodizyaklarla çok ilgilenmiş ve iktidarsızlık için Haç patentleri almıştır. O devirlerde doğada bulunan maddelerden yapılanların ilaç sayılmaması nedeni ile tıbbi denetim dışında imalat ve satış yapabilmiştir. 1920'lerde New York kentinde kurduğu Radyum Kimyagerleri firması, Dax adlı Öksürük. Clax adlı grip ve Arium adlı yavaş metabolizmalar için radyoaktif ilaçlarını piyasaya sürmüş ve hatırı sayılır bir servet sahibi olmuştu Bailey, bu konularda yalnız değildi. Amerikan Endokrin laboratuarı tiroid bezini canlandıracak, radyoendekranatör adım verdiği altın kaplanmış radyum içeren boyun askıları imal edip, bunları 1000 dolara, daha sonra da piyasanın doyması üzerine 150 dolara satmıştı.


Baliey. 1925 yılında kurduğu şirketle Radithor'u kapı komşusu Amerikan Radyum Laboratu¬varı'ndan toptan satın alıp, arı suda çözüp şişele¬yerek %500 kar ile piyasaya sürdü. İlacı reçetelerine yazan doktorlara %17 gibi bir komisyon vermeyi de ihmal etmedi. 1925 ile 1930 arasında 15 gramlık 400 000 şişe satarak bir servet sahibi oldu, Byers'in ölümü ile yasaklanan ilaçlar yerine, bu kez de Boray adını verdiği "minyatür güneş" olarak tanımladığı radyoaktif kağıt ağırlığı, Adrenoray adlı radyoaktif pantolon kemeri tokası ve Thoronator adını verdiği yemden doldurulabilir ev veya işyeri için radyoaktif kaplıca suyu üreteci imal edip sattı. Daha sonra savaşa katıldı ve icatları orduda kullanıldı. Bir süre iBM'de çalışan Bailey. 1949 yılında 64 yaşında kanserden ölene dek radyasyo¬nun zararlı olmadığına inandı. Öldüğünde geriye 4000 dolarlık bir miras bıraktı.


Bir asır önce ortaya çıkan radyum ve sarunlarına yarım asır önce çözümler bulunmuş ve toplum radyasyona karsı güven altına alınmıştır. Bugün, bu tür uygulamalara rastlamak olanak dışıdır. İlk kez 1925 yılında Birinci Uluslararası Radyoloji Kongresi toplanmış ve Radyasyon Birimleri ve Ölçümleri Komitesi oluşturulmuştur. Bu komite radyasyon birimlerini incelemekle görevlendirilmiştir.


1928'de ikinci kez toplanan Kongrede Uluslararası Radyolojik Korunma Komisyonu (IRPC) doğmuştur. 1929 yılında ABD'de x-ışınları ve Radyum Korunması Danışma Komitesi kurulmuştur. 1934 yılında radyasyon standartları kabul edilmiş ve 1946 yılında ABD'de Radyasyon Korunması ve Ölçüm Ulusal Komitesi (NCRP) kurulmuştur. 1955 yılında ABD'de Atomik Işımaların Biyolojik Etkileri Komitesi (BEAR) ve Birleşmiş Milletlerde Atomik Işınların Etkileri Bilimsel Komitesi (UNS-CEAR) ve Sağlık Fiziği Cemiyeti kurulmuştur. 1957 yılında ABD Atom Enerjisi Komisyonu Radyasyon Korunma standartlarını (10CFR20) yayınlamış. İki yıl sonra da Federal Radyasyon Konseyi (FRC) kurulmuştur. 1964 yılında Sağlık Fiziği Cemiyetleri Uluslararası Radyasyon Korunma Birliği kuruldu. 1970 yılında ABD'de Çevre Bakanlığı FRC'nin görevlerini yüklenmiş ve Ulusal Bilimler Akademisi ve Ulusal Araştırma Konseyi ortaklaşa İyonlaştırıcı Işınımın Biyolojik Etkileri Komitesi (BE-IR) kurdular.


Sürekli çalışan bu topluluklar, toplum için tehlikeli olmayacak radyasyon dozları için standartlar ve sınırlamalar getirdiler. 1934 yılında günde 0.1 R (Röntgeni ve haftalık ortalama 0.5 R olan tüm vücut dozu 1949'da 0.3 rem'e ve 1958'de 0.1 rem'e indirildi. Yıllık alınabilecek doz ise N kişinin yaşı olarak 5IN-18 ) rem olarak belirlendi. Halk için yıllık müsaade edilebilen doz ise. 170 mrem olarak saplandı Bugün, iyonlaştırıcı ışınım ile çalışan kişilerin gerçekte aldıkları dozların müsaade edilebilen dozların kesirleri olduğu rahatlıkla söylenebilir, 1 mrem doz alan bir kişinin aldığı risk. bir sigaradan üç nefes çekmek veya sokağı üç kez karşıdan karşıya geçmekte aldığı risk kadardır.

Osman Kemal Kadiroğlu
PM. Dr, HÜ. Nükleer Enerjisi Mühendisliği Bölümü





 

Giriş

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 23/10/07